NE DARBE NE DİKTA; YAŞASIN BAĞIMSIZ, DEMOKRATİK, LAİK TÜRKİYE!
[ DİCLE BARAJI DOLUSAVAK KAPAK KOPMASI ] TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası

İMO ANA SAYFA   ŞUBE ANA SAYFA   ŞUBE İLETİŞİM   ARAMA   WEBMAIL   BELGE KONTROL   ÜYE GİRİŞİ

İMO ANA SAYFA
Üye İşlemleri Referans Belgesi Tescilli İşyerleri Kongre Sempozyum Çalıştay Programı GENÇ-İMO Sıkça Sorulan Sorular

19 MART 2019, SALI   

13

DİCLE BARAJI DOLUSAVAK KAPAK KOPMASI

    Yayına Giriş Tarihi: 20.12.2018 00:00   Güncellenme Zamanı: 20.12.2018 16:21:15  Yayınlayan Birim: DİYARBAKIR ŞUBE  
 

Güncellenme Zamanı: 20.12.2018 16:16:47

DİCLE BARAJI DOLUSAVAK KAPAK KOPMASI

BASINA KAMUOYUNA

13.12.2018 tarihinde Dicle barajının bakım ihmalleri dolaysı ile mevcut haznesinden bir kapağın kopması sonucu Dicle nehrine saniyede 1600 metreküp su, Dicle Nehri yatağına boşalmıştır. Bu durum Sel felaketine sebep olmuş bunun sonucu ciddi zarar ve ziyanlar meydana gelmiştir. Özellikle Dörümlü köyünde vb köylerde tarımsal topraklarının sel ile birlikte yıkanıp gittiği ve kum ve sedimantasyonun araziyi kapladığı gözlemlenmektedir. Barajların ne denli tehlikeli bir durum arz edeceğini bu yaşanan olayda da görmekteyiz. Can kaybının olmaması bizler için tesellidir. Bu konuda yine her zamanki kurumsal keyfiyetçilik ve rahatlık bizleri endişelendirmektedir.

Sahada yapılan incelemelerimizde her haliyle kurumsal bir ihmalin olduğu gerekli bakım zamanında yapılmadığı, adeta Diyarbakır şehri dahil mansapta bulunan tüm yerleşkelerin hiçe sayarak hatta şehrin içme suyunun karşılandığı alanları tehlike altında bıraktığı gözlemlenmektedir. Taşkınla birlikte tüm alüviyal tarımsal toprağın da yıkayıp suyun akışkanlığı ve hızı dolaysı ile tarımsal toprağı taşıdığı, bitkiden tutun toprağına kadar ne varsa tümünün tahrip ettiği görülmektedir. Yine deredeki tüm sedimantasyonun etrafta bulunan tarımsal araziler üzerine çökerek tarımsal toprağı tahrip etmiştir ve nehir kenarında bulunan yapıların bu su kütlesi ile tahrip ettiği görülmektedir. Herhangi bir sel felaketinin sadece bulunduğu alana zararının olmadığı suyun gideceği son noktaya kadar hidrostatik değerlendirmesine göre zarar oluşturacağı bilinmektedir.

Yaklaşık 7 ay önce dicle nehrinde Silvan köprüsünde yapılan sözde taşkına karşı 100 yıllık fezeyan ölçümlerine dayandırılarak yapılan taş tahkimatının sular altında kaldığı görülmekte. Taşkını önlemeyi yapamadığı gibi, suyun belirli bir kanal içinde sıkıştırarak basınç ve hızını daha da fazlalaştırarak tahribatın boyutunu fazlalaştırmış bulunmaktadır. Biz o günlerde de demiştik; bu yapılan tahkimatları taşkın tahkimatlar olmadığı aslında görsellikten ve nehrin doğal yatağını tahribattan başka bir işe yaramayacağını söylemiştik. Ancak buna rağmen kamuoyunun tüm bu endişelerini hiçe sayarak sorumsuzca yapılan ve dediğim dedik anlayışı ile hareket eden hatta Valilik dahil tüm kamu kurumları buna çanak tutarak bu günkü yaşadığımız menfur hadiseye sebep olduğunu görmekteyiz.

Bilimle ilgilenen kurumların yaşanan sel felaketi hakkında bilimsel değerlendirmelerinden çok sıradan hiçbir veriye dayanmadan yaptığı talihsiz ve teknikten uzak açıklamaları kamuoyunda maksadını bulmayan bir açıklama olarak görmekteyiz.

Ancak surda da olduğu gibi tarihi kültür dokuyu yok ettikten sonra işi kılıfına uydurmak amaçlı kurulların oluşturulması yine taş tahkimatlarının yapılmasından sonra UNESCO`ya Nehir`in etki değerlendirme hesap raporlarının oluşturulmasına gidilmişti. Bu yaşanan sel felaketinden sonra sadece incelemelere gidilmesi, durmun ne kadar hükümet ve kamu kurumlarının aslında ne yaptıklarının farkında olmadığı herhangi bir öngürü ile yatırımların yapılmadığı ve bu yaşanılan olaydan da ders çıkarılmadığını ibretle görmekteyiz.

Bizler TMMOB olarak her zaman dillendiriyoruz. Bu bizim haklı olduğumuzu savunmaktan çok ahlaki ve bilimsel kaygılardan kaynaklı değerlendirmelerimiz olduğundan söylüyoruz ve söyleyeceğiz. Tüm bu yaşananların tek sebebi Nehrin asıl statüsüne kavuşturulmamasından kaynaklıdır.

Böylesi devasa 3 barajın hemen şehrin yanı başında ikame edilmesi ve bunun önlemlerinin zamanında alınmaması, kabul edilemez bir durumdur. Şatularab`a kadar körfeze dökülen bu nehir de, nehir hattının paralelinde ki yerleşkeler de tehlike altındadır. Ne zaman ne şekilde böylesi bir olayın yaşanacağını bilememekteyiz ve bu ihmallerin ne olduğunu bilmeme edişesi içerisindeyiz. Bu konuda hükümetin tutumu sadece incelme mi olacak ? Flora ve fauna tahribatları, nehir etrafında olan yerleşkeler ve tarımsal zararlar tüm bunların hesabını kim verecek merak ediyoruz.

100 aşkın yerleşim alanını etkisi altında bırakıldığı böylesi bir durumun vebalini sadece şu an şans eseri can kaybının yaşanmaması bir sonraki felaketin yaşanmayacağı anlamına mı gelmektedir? Bu zarar ve ziyanın vebali kime aittir. Sorumlu kurumlar böyle sorumsuz hareketleri ile bu insanlara nasıl güven verecektir? Yada güven vermeyi düşünüyorlar mı? Yoksa ne yaparsak yanımıza kar kalacak diye mi düşünüyorlar? Söz konusu bölgelerde şu anki kayyumlu B.Şehir belediyesinin peyzaj anlayışları ve yapacakları tesislerle önleyeceklerini mi düşünüyorlar?

Yapılan incelemede söz konusu proje içerisinde bulunan tüm arazinin 5 mt su altında kaldığı görülmektedir. Sadece bir kapağın kopması bu kadar tahribat yaratmışken kimlerin hesap vereceğini veya vermeyeceğini merak ediyoruz. Bu halka reva görülen böylesi yaklaşımların tamamen var olan siyasetten kaynaklı olduğu ve şuan da da devam ettiklerini görmekteyiz.

Ez cümle bizler TMMOB olarak derhal bu konuda gerekli adımların atılmasını ve nehrin nehir statüsüne kavuşturulmasını ve Kıyı Kenar Haritasının oluşturulmasını ve bu Kıyı Kenar Haritasının içindeki tüm yapı ve oluşumların kaldırılmasını mühendislik ahlakı ve sorumluluğu gereği dillendiriyoruz.

30.08.1990 tarih 20594 sayılı resmi gazetede "Kıyı Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmelik" te "Dicle nehri; ana kolunun Bismil ilçesi ile Türkiye-Suriye-Irak sınırı arasındaki kesimi" olarak tanımlanmıştır. Dicle Barajı ile Bismil İlçesi arasındaki kesim ile Dicle Nehrinin ana kolları olan Batman, Garzan, Botan Çaylarının "nehir kapsamı" dışına alınmıştır. Bununla kıyılar korunmasız hale getirilmiş ve gelişigüzel yerleşim ve kullanıma açık hale gelmiştir. Bu tanımlama ivedili olarak düzeltilmeli ve bu kısımlar da NEHİR statüsüne alınmalıdır.

Dicle nehri yatağı boyunca kıyı-kenar çizgileri ve taşkın alan sınırları ivedili olarak belirlenmeli ve tampon bölge oluşturulmalıdır. Bu tampon bölgelerin nazım imar planları ve çevre düzeni planlarda belirtilerek yerleşim yerlerine izin verilmemelidir.

Bu yaşanan sorumsuzluktan kaynaklı sel felaketinden zarar gören vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi bildiriyor, vatandaşın zarar ziyanının karşılanması için derhal komisyonların oluşturulmasını TMMOB olarak kamuoyuna duyuruyor bu işin takipçisi olacağımızı söylüyoruz


Okunma Sayısı: 51

Diyarbakır Şube Kaynaklı Basın Açıklamaları »
Tüm Basın Açıklamaları »

Sayfayı Yazdır