NE DARBE NE DİKTA; YAŞASIN BAĞIMSIZ, DEMOKRATİK, LAİK TÜRKİYE!
[ TMMOB HEYETİ YIKIMIN DEVAM ETTİĞİ TARİHİ SUR İLÇESİNDE İNCELEMELERDE BULUNDU ] TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası

İMO ANA SAYFA   ŞUBE ANA SAYFA   ŞUBE İLETİŞİM   ÜYE GİRİŞİ

İMO ANA SAYFA
Üye İşlemleri Referans Belgesi Tescilli İşyerleri Kongre Sempozyum Çalıştay Programı GENÇ-İMO Sıkça Sorulan Sorular

21 KASIM 2017, SALI   

22

TMMOB HEYETİ YIKIMIN DEVAM ETTİĞİ TARİHİ SUR İLÇESİNDE İNCELEMELERDE BULUNDU

    Yayına Giriş Tarihi: 04.08.2017   Güncellenme Zamanı: 04.08.2017 11:36:13  Yayınlayan Birim: DİYARBAKIR ŞUBE  
 

Güncellenme Zamanı: 04.08.2017 11:25:45

Diyarbakır’a gelen TMMOB Başkanı Emin Koramaz başkanlığındaki heyet, tarihi Sur ilçesinde “kentsel dönüşüm” adı altında yıkımın devam ettiği Alipaşa ve Lalebey mahallelerinde vatandaşlarla görüştü, incelemelerde bulundu. TMMOB Başkanı Koramaz, Sur’daki yeni yapılaşmanın, kentin tarihi ve kültürel dokusuna uygun olmadığını belirterek, “TMMOB olarak kültürel ve tarihsel mirasımızı korumak için çalışmaya devam edeceğiz. Yetkililerden de aynı sorumluluğu bekliyoruz ve Sur’u ranta kurban etmek yerine, tarihsel ve kültürel dokusuna uygun biçimde yapılandırmak için çalışmaya davet ediyoruz” dedi.

TMMOB Başkanı Emin Koramaz, Yönetim Kurulu Üyeleri ile Elektrik Mühendisleri Odası, Jeoloji Mühendisleri Odası, Kimya Mühendisleri Odası, Makina Mühendisleri Odası, Ziraat Mühendisleri Odası,  Peyzaj Mimarları Odası, Şehir Plancıları Odası`nın başkan ve yönetim kurulu üyeleri, Diyarbakır Şubemiz Yönetim Kurulu Üyeleri, TMMOB Diyarbakır İl Koordinasyon Kurulu (İKK) bileşeni odaların temsilcileri, yıkımın devam ettiği tarihi Sur ilçesinin Alipaşa ve Lalebey mahallelerinde incelemelerde bulundu. Ziyaret esnasında TMMOB Başkanı Koramaz ve beraberindekiler, Sur`daki yıkımla yerlerinden edilmek istenen vatandaşlarla görüştükten sonra yıkımın devam ettiği binaları inceledi.

Yapılanlar bir zulümdür

İncelemelerin ardından yıkılan binaların önünde açıklama yapan TMMOB Başkanı Emin Koramaz, Sur`da bir kültürün tamamen mahallelerle birlikte yok edildiğini belirterek, "Onlar öyle mahalleler ki türküleriyle halay çektiğimiz mahalleler. Burada yapılan bir evin yıkımı değil, bir mirasın yıkımı ve yaşam biçiminin yok edilmesidir. Devletin görevi bunları yok etmek değil, devletin görevi yapıyı korumak ve insanlara daha iyi bir yaşam sunmak. Bunu sunmakla görevli olan devlet insanların yaşam hakkını elinden alıyor, biz bundan utanıyoruz. Hükümet yıkımı bir rant alanına dönüştürmüş durumda. Yapılanlar bir zulümdür. Bu zulme karşı mahalle halkının direnişini bizler de platformla birlikte sahipleniyoruz. Bu mücadeleyi Türkiye`ye yaymaya çalışacağız" dedi.

OHAL ve KHK rejimine hayır

TMMOB Başkanı Koramaz ve beraberindekiler, daha sonra Makina Mühendisleri Odası Diyarbakır Şubesi`ne geçerek KHK`larla ihraç edilen mühendis, mimar, şehir plancılarına ilişkin basın toplantısı düzenledi.  Çok sayıda mühendis, mimar ve şehir plancısının katıldığı toplantıda TMMOB Başkanı Koramaz,  OHAL ve KHK rejimine hayır diyerek ihraç edilen üyelerinin bir an önce işlerine iade edilmesini istedi. TMMOB yöneticileri olarak Diyarbakır`da KHK ile ihraç edilen üyelerine sahip çıkmak, dayanışmalarını göstermek için burada olduklarını belirten Koramaz, "Bundan yaklaşık yedi ay önce de, TMMOB Yönetim Kurulu ve Diyarbakır İKK bileşenlerimizle ortak bir toplantı gerçekleştirmiştik ve yaşadığımız sorunlara ilişkin görüşlerimizi sizlerle paylaşmıştık. Aradan geçen yedi aylık süreye, sorunların çözümüymüş gibi sunulan anayasa referandumuna, üç ayda bir uzatılan olağanüstü hale rağmen yaşadığımız sorunlar değişmemiş, daha da artmıştır. Türkiye hala baskı ve istibdat rejiminin hüküm sürdüğü; sokakların polis barikatlarıyla çevrildiği; haksız hukuksuz ihraçlarla insanların geleceklerinin elinden alındığı; siyasi parti başkanlarının, milletvekillerinin, gazetecilerin cezaevlerinde tutulduğu; dinci-gericiliğin gündelik yaşamın her anında hissedildiği; cemaat ve tarikatların devletin tüm kademelerinde örgütlendiği; ırkçılığın, şovenizmin, şiddetin ve linç kültürünün kutsandığı; halkın büyük kesimlerinin işsizlik, yoksulluk ve hayat pahalılığıyla boğuştuğu; kadınların sokaklarda özgürce gezemediği; emek ve meslek odalarının yetkilerinin gasp edildiği bir ülke olmaya devam ediyor" dedi.

Cezaevi rejimi

15 Temmuz Darbe girişiminin üzerinden 1 yılı aşkın zaman geçtiğini hatırlatan Koramaz, konuşmasına şöyle devam etti: "250 yurttaşımızın hayatını yitirdiği, binlerce kişinin yaralandığı, kamu binalarının ve TBMM`nin uçaklar tarafından bombalandığı darbe girişimi hala tam olarak aydınlatılabilmiş değil. Darbe gecesi tam olarak neler yaşandığı ve darbenin siyasal ayağında kimlerin bulunduğu gibi temel sorular açıklığa kavuşturulmuş değil. Açık olan tek şey, AKP`nin bu darbe girişimini toplumsal muhalefeti baskı altına alabilmek ve tek adam rejimini inşa edebilmek için fırsat olarak kullandığıdır. Cumhurbaşkanı`nın daha ilk saatlerde ‘Allah`ın lütfu` olarak değerlendirdiği bu girişimin ardından ilan edilen OHAL ile birlikte, tüm Türkiye`de adeta cezaevi rejimi hüküm sürmeye başlamıştır. Yıllarca ‘Bölgede OHAL`i biz kaldırdık` diye propaganda yapan AKP, OHAL`i tüm Türkiye`ye yaymıştır. OHAL rejimi, AKP`nin olağan yönetim biçimine dönüşmüş durumdadır. AKP OHAL yoluyla hem parlamentonun tüm yetkilerini kullanmakta hem de yargı organlarını kendi kontrolü altında tutmaktadır."

Diyarbakır`da 191 üyemiz ihraç edildi

Son 1 yılda çıkartılan Kanun Hükmünde Kararnamelerle 130 bine yakın kamu emekçisinin hukuksuz biçimde işinden atıldığı, yüzlerce basın yayın organının kapatıldığı, çok sayıda derneğin faaliyetlerinin durdurulduğuna dikkat çeken Koramaz, "Hukuksuz ve keyfi biçimde görevlerinden ihraç edilenlerin arasında, içlerinde Birliğimize bağlı odaların şube yöneticilerinin de bulunduğu, 3000 bine yakın üzerinde mühendis, mimar ve şehir plancısı da yer almaktadır. Sadece Diyarbakır`da 29`u şube yöneticimiz olmak üzere toplam 191 mühendis, mimar ve şehir plancısı ihraç edildi. Özellikle kayyum atanan belediyelerde KHK`lar, mevcut çalışanları tasfiye edip, kendi gerici kadrolarını işe almak amacıyla kullanılmaktadır. Hayatını kirli cemaat ilişkilerine ve darbe zihniyetine karşı, bilimsel değerler ışığında özgürlük ve demokrasi mücadelesi vererek geçiren üye ve yöneticilerimizin görevlerinden ihraç edilmesini kabul etmiyoruz! Bu ihraçlar, darbecilerle ve cemaat unsurlarıyla mücadeleyi bulandırmaktan başka bir şeye hizmet etmemektedir. Barış istediği için, özgürlüklerden yana olduğu için, demokrasi mücadelesi verdiği için, eşitliği savunduğu için ihraç edilen tüm kamu emekçileri derhal görevlerine iade edilmelidir. Mahkemeler üzerindeki baskı kaldırılarak hukuki süreçlerin hızlı ve etkin biçimde işlemesi sağlanmalıdır. Yaşadığımız hukuksuzluklar, ülkemizin doğusundan batısına, gencinden yaşlısına kadar toplumun tüm kesimlerinin ‘Adalet` talebi etrafında bir araya gelmesine neden oldu. Adalet talebi tarihin hiçbir döneminde bu denli yakıcı biçimde öne çıkmamıştı. Dünya tarihinin en uzun siyasal yürüyüşü ‘Adalet` talebiyle yapıldı. Milyonlarca kişi ‘hak, hukuk, adalet` sloganıyla bir araya geldi. Her hafta ayrı bir duruşma salonunda ‘adalet arayışı` yaşanıyor. Şehir meydanlarından ‘Vicdan ve Adalet` nöbetleri tutuluyor. Bu talebe kimse kulaklarını tıkayamaz" diye konuştu.

Yeni yapılaşma, kentin tarihi dokusuna uygun değil

Bu bölgenin insanlarının, Olağanüstü Hal konusunda, herkesten çok daha fazla deneyime ve acı hatıralara sahip olduğuna işaret eden Koramaz, "Hukuksuz biçimde yürütülen Olağanüstü Hal dönemlerinin ne denli yıkıcı ve acı toplumsal sonuçlar doğurduğunu en iyi bilen coğrafyadayız. Acı ve korkuya dayalı hükümranlıkların yaşama şansı bulunmamaktadır. Hem OHAL`in hem de savaşın izlerini ve tahribatını ortadan kaldırmanın yolu, barış içinde bir arada yaşamı savunmaktan geçer. Savaş ve OHAL uygulamaları bu bölgede sadece insanları işinden etmekle kalmamış, bütün bir coğrafyanın tarihini, kültürünü ve sosyolojisini de derinden etkilemiştir. Hemen yanı başımızda binlerce yıllık bir tarihi mirası taşıyan Sur, bu yıkımdan en fazla etkilenen bölgelerin başında gelmektedir. 2015 yılı sonunda yaşanan çatışmalar sonucunda büyük bir yıkım yaşayan Sur, şimdi bir yıkım da ‘Kentsel Dönüşüm` nedeniyle yaşamaktadır. Sur`daki yeni yapılaşma, kentin tarihi ve kültürel dokusuna uygun değildir. Birliğimize bağlı odaların bu konuda incelemede bulunması için yaptıkları başvurular OHAL gerekçesiyle reddedilmektedir. Geçmişin kültürel ve teknik mirasını korumak ve geleceğe taşımak, bu ülkedeki tüm mühendis, mimar ve şehir plancılarının görevi ve sorumluluğudur. TMMOB olarak bu sorumlulukla davranmaya ve kültürel ve tarihsel mirasımızı korumak için çalışmaya devam edeceğiz. Yetkililerden de aynı sorumluluğu bekliyoruz ve Sur`u ranta kurban etmek yerine, tarihsel ve kültürel dokusuna uygun biçimde yapılandırmak için çalışmaya davet ediyoruz" dedi.

Mücadelemizi sürdüreceğiz

TMMOB olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da meslek onurlarına, üyelerine ve ülkelerine sahip çıkmaya devam edeceklerini kaydeden Koramaz, "Haksız ve hukuksuz biçimde ihraç edilen üyelerimiz işlerine dönene, OHAL ve KHK düzeni tümüyle ortadan kaldırılarak mağduriyetler giderilene, savaş politikalarının yarattığı yıkımlar ortadan kaldırılana kadar mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz" şeklinde konuştu. 


Okunma Sayısı: 142

Diyarbakır Şube Kaynaklı Gündem »
Tüm Gündem »

Sayfayı Yazdır