NE DARBE NE DİKTA; YAŞASIN BAĞIMSIZ, DEMOKRATİK, LAİK TÜRKİYE!
[ ÖRGÜTLENME ÇALIŞTAYI TAMAMLANDI ] TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası

İMO ANA SAYFA   ŞUBE ANA SAYFA   ŞUBE İLETİŞİM   ÜYE GİRİŞİ

İMO ANA SAYFA
Üye İşlemleri Referans Belgesi Tescilli İşyerleri Kongre Sempozyum Çalıştay Programı GENÇ-İMO Sıkça Sorulan Sorular

23 EYLÜL 2017, CUMARTESİ   

42

ÖRGÜTLENME ÇALIŞTAYI TAMAMLANDI

    Yayına Giriş Tarihi: 20.03.2017  Güncellenme Zamanı: 20.03.2017 16:43:24  Yayınlayan Birim: DİYARBAKIR ŞUBE  
 

Güncellenme Zamanı: 20.03.2017 16:42:05

İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Diyarbakır, Adana, Gaziantep, Hatay, Konya ve Mersin Şubeleri tarafından düzenlenen Örgütlenme Çalıştayı 18 Mart 2017 tarihinde tamamlandı. Çalıştayda sunum yapan Diyarbakır Şubemiz Sayman Üyesi Zülküf Murat Kahraman, ülkedeki tekçi anlayışın yansıması olarak yereldeki imar ve kentleşme politikaları da totaliter ve anti-demokratik bir şekilde merkezden dayatıldığını belirterek, örgütlemeyi geliştirmek ve geniş bir dayanışmayı sağlamak gerektiğini söyledi.

İMO Diyarbakır, Adana, Gaziantep, Hatay, Konya ve Mersin Şubeleri tarafından İMO Mersin Şubesi  binasında düzenlenen Örgütlenme Çalıştayı`na, İMO Başkanı Cemal Gökçe, Diyarbakır Şube Başkanımız Sinan Tarı, 21. Dönem Diyarbakır Şube Başkanı Turan Kapan ve Şubemizin Sayman Üyesi Zülküf Murat Kahraman ile İMO Yönetim Kurulu Üyeleri, İMO Adana Şube Başkanı Halil Çağdaş Kaya, İMO Ankara Şube Başkanı Selim Tulumtaş, İMO Gaziantep Şube Yönetim Kurulu Üyesi Ekrem Can, İMO Hatay Şube Başkanı Selim Harbiyeli, İMO Hatay Şube Sekreter Üyesi Cemil Tileylioğlu, İMO Konya Şube Başkanı İbrahim Hakkı Erkan, İMO Konya Şube Yönetim Kurulu Üyesi Fatih Yılmaz, İMO Tekirdağ Şube Başkanı Osman Taşseten, İMO İzmir Şube Yönetim Kurulu Üyesi Sedef Ark, İMO İzmir Şube Sekreter Yardımcısı Hazal Canpolat, İMO Mersin Şube Başkanı Halil Deveden, İMO Mersin Şube Sekreter Üyesi Ali Karaağaç ile yüzü aşkın üye Çalıştaya katıldı.

Sunumlar gerçekleştirildi

 Çalıştay İMO Başkanı Cemal Gökçe ve İMO Mersin Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Halil Deveden`nin açılış konuşmalarıyla başladı. Altı oturum olarak yapılan Örgütlenme Çalıştayı`nda, "Çağdaş toplum örgütlü toplumdur sözünden hareketle mesleğimizin dünü bugünü ve geleceğine yönelik bir değerlendirmenin yapılması. Sivil toplum örgütleri ve meslek örgütlerini birbirinden ayıran özellikler nelerdir? Sivil toplum örgütleri ile iş birliği yapmak gerekir mi? Mevcut örgüt yapısı ve işleyişine ilişkin bir değerlendirmenin yapılması (Şubeler, İlçe Temsilcilikleri, İşyeri Temsilcilikleri, Komisyon ve Çalışma Grupları ve Danışma Kurulları). Kent yönetimleri tarafından yapılan uygulama ve imar hareketlerinin üyelerimize olan etkileri nelerdir, nasıl davranmak gerekir? Üyelerin Odaya olan bağlılıkları ve çalışmalara katılımları ile ilgili olarak ortaya çıkan sorunların giderilmesi ve etkili bir dayanışmanın sağlanması için neler yapılmalıdır? Genç-İMO ve Oda ilişkisi yeterli midir? Sürdürülebilir İnşaat Mühendisliği uygulamalarının yaygınlaştırılması ve benimsenmesinin örgütlülüğümüze olan etkilerinin değerlendirilmesi. Meslek yasalarımızın ve yönetmeliklerimizin üyelerle olan bağlantısı yeterli midir? (3458 Sayılı Mühendislik ve Mimarlık Hakkında Yasa, 6235 Sayılı TMMOB Yasası, 3194 Sayılı İmar Kanunu, 4708 Sayılı Yapı Denetim Hakkında Yasa) İnşaat Mühendisleri Odasının Yönetmelikleri ve örgütlülüğümüze olan etkileri. İnşaat mühendisliği mesleğinin tanımlanması ve çalışma alanlarının belirlenmesi" konularında sunumlar gerçekleştirildi.

‘Örgütlülüğü büyütmek zorunlu`

Başkanlığını Diyarbakır Şubemiz 21. Dönem Şube Başkanı Turan Kapan`ın yaptığı 2. Oturum`da Şubemiz Sayman Üyesi Zülküf Murat Kahraman, "Mevcut örgüt yapısı ve işleyişine ilişkin bir değerlendirmenin yapılması" konusunda bir sunum yaptı. İnşaat Mühendisleri Odası`nın 19 Aralık 1954 tarihinde kurulan çağdaş, demokratik, toplumcu bir örgütlülüğü benimseyen kamu kurumu niteliğinde bir meslek örgütü olduğunu kaydeden Kahraman, "Bugün 26 şube ve 113 temsilcilik ile geniş bir ağa sahiptir. 2 yılda bir yapılan şube genel kurulları ile şube yönetimleri belirlenirken oda yönetimini belirleyen delegeler de seçilmektedir. Odamız genel kurullarında, şube ve temsilciliklerden gelen delegeler ile oda yönetim kurulu, onur kurulu, denetleme kurulu ve danışma kurulları belirlenmektedir. Bu yönüyle odamız demokratik merkeziyetçi bir yapıya sahiptir. Bilindiği üzere olağan genel kurul tarihleri belirlendikten sonra, şubelerde genel kurula yönelik hazırlık toplantıları gerçekleştirilmektedir. Bu işleyiş her ne kadar ana yönetmeliğimizde bulunmasa da bu toplantılar genel kurul sürecinde ve hatta sonrasında, ihtiyaç duyuldukça yapılmaktadır. Yine temsilcilik atamaları sırasında üyeler ile beraber geniş katılımlı toplantılar yapılır ve bir anlamda eğilim belirlenir. Bu toplantılarda gerek temsilcilikte görev alacakların belirlenmesi gerekse bölgede üyelerin şubeden ve odadan beklentilerinin belirlenmesinde önemli rol oynamaktadır. Ülkemizdeki siyasi ve mesleki gelişmeler üye oda ilişkilerini canlı tutarak örgütlülüğü büyütmeyi zorunlu hale getirmiştir. İşyerlerimizden başlayarak, kentimizi ve ülkemizi daha yaşanabilir duruma getirebilmek için örgütlülük esastır. Yönetim kurulları, komisyonlar ve odanın tüm organları salt sandık demokrasisiyle değil her alanda demokratik, örgütlü, kapsayıcı ve devrimci dayanışma içinde olmalıdır." dedi.

‘Görüş alınmadan kararlar alınıyor`

Kent yönetimleri tarafından yapılan uygulama ve imar hareketlerinin üyelerine olan etkilerine işaret eden Kahraman, şunları kaydetti: "Demokratik sistem ve işleyiş; karar alma ve uygulama süreçlerine yurttaşı, sivil toplum örgütlerini, ilgili meslek odalarını ve varsa aynı zamanda muhalefeti dahil eder. Ancak ülkedeki tekçi anlayışın yansıması olarak yereldeki imar ve kentleşme politikaları da totaliter ve anti-demokratik bir şekilde merkezden dayatılmaktadır. Bölgemizde bulunan yerel yönetimlerin neredeyse tamamına merkezi hükümetin temsilcisi kayyumlar atanmış, böylece politik alanda da yerel tasfiye edilerek merkez kendini dayatmıştır. Bölgemizde geçtiğimiz sene 11 kentte yaşanan çatışmalar sonucunda 7 kent neredeyse tamamen haritadan silinmiş, binlerce konut yıkılmıştır. Akabinde alınan Afet Riskli Alan Kararları ve Acele Kamulaştırma Kararlarında hiçbir demokratik kesim ve meslek odasından görüş alınmadığı gibi; bu karar süreçlerinin başlıca muhatabı olan Birliğimiz ve özelde Odamız da saf dışı bırakılmıştır. Mesleğimizi ve meslektaşlarımızı ilgilendiren bu kararlara ilişkin itirazlarımız da sonuçsuz kalmıştır. Ülkemiz ve özelde bölgemiz yukarıda saydığımız üzere olağanüstü koşullardan geçerken, tüm yurttaşlar bir yana meslektaşlarımız da yaşananlardan nasibini almaktadır. Bu koşulların üyelerimiz üzerindeki etkilerini sıralayacak olursak;

1-Çıkarılan KHK`lar ile aralarında şube ve temsilcilik yönetim kurulu üyelerimizin, eski yönetici ve şube başkanlarımızın da bulunduğu birçok meslektaşımız kamudan ihraç edilmiş ve ya açığa alınmıştır.

2-Büyük yıkımların yaşandığı kentlerde acele kamulaştırma kararlarında ve bazı kentlerde henüz onaylanmış bir planın bulunmayışından kaynaklı olarak yeni ruhsat düzenlenememektedir. Bu durum serbest çalışan üyelerimizin, proje üreten meslektaşlarımızın ve yapı denetim firmalarında hizmet veren arkadaşlarımızın işsizlik ile karşı karşıya kalmasına sebep olmaktadır.

3-Çatışmanın yaşandığı bölgelerde riskli yapı tespiti yapılmadan yıkım kararları alınarak uygulanmış ve meslektaşlarımızın iş alanı gasp edilmiş ve teknik inceleme olmaksızın evleri yıkılan vatandaşlar mağdur edilmiştir.

4-Yıkımın yaşandığı bazı şehirlerde Toki ve Resmi Kurum dışında ruhsat verilmemesi özel sektörde çalışan tüm meslektaşlarımızı işsizlik sorunu ile karşı karşıya bırakmıştır."

İnşaat mühendislerinin yaşadığı sorunlar

Kahraman, bölgedeki mühendislerin özgün sorunları dışında ülke genelinde tüm meslektaşlarının yaşadığı sıkıntıları da şu şekilde sıraladı:

1-Bilirkişilik Sorunu: Her yıl şubelerimiz tarafından hazırlanarak adliyelere gönderilen bilirkişilik listeleri dikkate alınmamaktadır. Bilirkişilik işleyişi mevcut haliyle bireysel ilişkiler üzerinden yürüyen ve tekelleşen bir hal almıştır. Son dönemlerde yasa değişikliği gerekçe gösterilerek bilirkişi listeleri geri gönderilmektedir.

2-Şantiye Şefliği Sorunu: Yerel yönetimler ve ilgili kurum müdürlüklerinin gerekli kontrolleri gerçekleştirmemesinden kaynaklı olarak şantiye şeflikleri kağıt üzerinde yürütülmektedir. Bu durum hem mühendislik hizmetinden yoksun, kalitesiz yapıların inşa edilmesine hem de meslek itibarının yıpranarak imza boyutuna indirgenmesine sebep olmakta ve üyelerimizin çalışma alanını daraltmaktadır.

3- Yapı Denetim Sorunu: Şantiye şefliğine benzer şekilde yapı denetim sektöründe de birçok meslektaşımız kontrol elemanı, denetçi vb. görünmesine karşılık denetimsizlik nedeniyle birçok meslektaşımız salt imzacı olarak mesleki kimliğini kullandırtmaktadır. Ayrıca yasadan kaynaklı yapı denetim ve müteahhit arasındaki çarpık işçi-işveren ilişkisi denetim kalitesini düşürmektedir."

‘Etkin bir mücadele yürütülmelidir`

Örgütlemeyi geliştirmek ve geniş bir dayanışmayı sağlamak gerektiğini dikkat çeken Kahraman, sunumunda şu önerilere işaret etti: "İnşaat Mühendisleri odamız şube ve temsilcilikleriyle beraber, başta üyelerinin olmak üzere, yurttaşın, kentin ve ülkenin sorunlarına sessiz kalamaz ve etkin bir mücadele içinde olmalıdır. Bu kapsamda;

 1. İnşaat Mühendisliğinin hak ettiği itibara sahip olması için; son yıllarda ardı ardına açılan, eğitmen sayısı yeterli olmayan ve fiziki şartları uygun olmayan üniversiteler ile ilgili ciddi ve kararlı bir duruş sergilenmelidir.

2.Yapı denetim uygulamaları ile ilgili şubeler tarafından çalışmalar yapılmalı, meslek etiğine uymayan hatalı ve yanlış uygulamaları için gerekli girişimlerde bulunulmalıdır.

3. Şantiye şefliğini hakkıyla yapmayan üyeler hem tarafımızdan tespit edilmeli hem de kontrol mekanizması olan yerel yönetim ve ilgili kurum müdürlükleri tarafından tespit edilmesi sağlanmalıdır.

4. Meslektaşlarımızın sorunları ve çözüm önerilerimiz kamuoyuna sıklıkla deklare edilmeli ve sorumluluğu bulunanlar ifşa edilmelidir.

5. Yasa, yönetmelik ve kararnamelerde üyelerden yana tavır alınmalı ve bu tavırdan meslektaşlar haberdar edilmelidir.

 6. Mesleki etik kuralları gerekirse yeniden ve etkili bir biçimde açıklanmalı ve uymayan üyeler gerekli yaptırımlar uygulanmalıdır.

7. İnşaat mühendisliği öğrencilerinin kaliteli ve bilimsel eğitim alması için çaba harcanmalı ve öğrenci örgütlenmesine olan destek arttırılmalıdır.

8. Proje hizmeti veren üyelerin hakları korunmalı, proje hizmetlerinin gerekli değerde yapılması için yasal güvenceye kavuşturulmasında mücadele verilmelidir.

9. Kurs, seminer, sempozyum ve mesleki yayınların üyelere daha fazla ulaştırılması sağlanmalıdır."


Okunma Sayısı: 114

Diyarbakır Şube Kaynaklı Gündem »
Tüm Gündem »

Sayfayı Yazdır